Yol uzun ve zorluydu gökyüzü soğuk ve gri.
Bulanık solgun şafakta, beyaz ay donmuş ölü bir parça gibi.
Hırsız ve fahişe, kral ve asker, savaşçı, büyücü, sahtekar ve ozan
Bu yolda benimle geldiler.
Rüzgar bilenmiş bir bıçak gibi keskindi. Islak, tuzlu denizlerden eserken.
Kuru ve siyah iskelet gibi ağaçlar, fırtınada hayalete benzerdi.
Yaşam sert bir şarap benim için yağma, şehvet ve savaşımdan oluşan.
Ve ben bu şarabı en keskin tortusuna dek içtim.
Ben vahşi kuzey topraklarından, görkem ve büyü ülkelerine gelen savaşçıyım.
Çelik, kan ve ateşle kazandım insanoğlunun kazanabileceği herşeyi.
Oynadığım kumarda, şeytanı kendi oyununda yendim.
Görkem, şeref, parıltı, ün. Ve ölümün gülen kafatasıyla alay ettim.
Döğüşüp öldürülecek düşmanlar vardı, sevilip güvenilecek arkadaşlar.
Ele geçirilip fırlatılacak zenginlikler, şehvetle öpülecek dudaklar.
Karanlık geceleri şenlendirecek şarkılar, sabahlara dek içilecek şaraplar.
Ve sonunda geçmişe gömülüp yitirilecekse ne çıkar?
Ben tüm zenginliklerden payımı aldım,
Kazanmak gibi yitirmeyi de tattım.
Yaşamda var olanların en iyilerine çalıştım..
Mezar derin ve soğuk, dünya kokuşmuş küflü beyinlerle dolu.
Ve ben tüm değerlerinize baş kaldırıken, boş inançlarınıza gülüyorum.
Dünyanın karanlık, kavrulmuş yüzeyinde
Eğri yolumuz zorlu topraklardan geçiyor. Fakat biz mutlu, neşeli askerleriz.
Daha kolay yolları istemeyiz.
Düzenbaz ve nefret verici yaşamın kaderi, sağ elimdeki kılıcımla çizilir.
Ve ölüm benim arkamdan gelir.
Ben bu tozlu, sert uzun yollarda kurudum ben artık yaşlı ve güçsüzüm.
Oysa ölüm tüm zamanlar boyunca güçlü, fakat bedenler ölümü tatmak üzere doğdu..
Selam Tanrılar.
Boş bir gökyüzünün altında yanınıza neşeyle yürüyeceğim.
Günahkar ruhların nasıl kıvranıp inlediğini,
Şişko, kurnaz papazlardan dinledim.
Yalnız altın için alıp sattıkları o cenette,
Benim gibi acımasız bir barbarın yeri var mı?
Rahipler ve kutsal kitaplarıyla birlikte alevlere dalacağım.
Cehennemin kızıl boğazından aşağıya yürüyecek, ve şeytanın tahtına oynayacağım.
Yaşam, ölümle benim yorucu yıllar boyunca oynadığımız bir oyundu.
Yaşamı korkmadan ve cesaretle karşıladım.
Şimdi ölüm yaklaşırken korkup kaçmalımıyım?
Selam savaşçı yiğit dostlarım.
Köleler, silahşörler ve oynak genç kızlar.
Ayrıldığım yolda gözüm kalmadı, burada son bulur o uzun yol
Azrail'in kucağında....